Rüya Nedir, Nasıl yorumlanır? Rüyaların fazileti

Rüya Nedir, Nasıl yorumlanır? Rüyaların fazileti

Rüya nedir? Uyku halindeki görüş veya görülen şey demektir. Dini Kaynaklardan derlediğimiz makalemizde, Rüyaların gerçek manasını ve önemini anlatıyoruz. İslami kaynaklardan ve Hadisler ile sizlere rüya nedir anlatacağız.

Rüyaların Hülâsası şöyledir:

Rüya nedir? Rüyalar hakkında, İbni Mâce’nin, Avf İbni Mâlik’ten rivayet ettiği bir hadis-i şerife nazaran üç kısımdır:

  • İnsanları mahzun etmek için şeytan tarafından ika edilen bazı hâilevi, korkunç Rüyâlardır. Yüksek bir yerden düşmek, köpek tarafın­dan ısırılmak gibi. Bunlar esassız şeylerdir. İnsan böyle bir Rüyâ gö­rünce Cenab-ı Hakk’a sığınmak ve bunu başkalarına hikâye etmeme­lidir.
  • İnsanın uyanıkken ehemmiyetle meşgul olduğu şeylere ait gördüğü Rüyalardır. Bunlar da birer kuruntu veya inhiraf-ı mizaç neticesi olduğundan esassız şeylerdir.
  • Nübüvvetin kırk altı cüz’ündün bir cüz-ü addolunan Rüyâlar- dır. Bunlar taraf-ı İlâhiden birer beşaret (müjde) veya inzar (korkutma) mahiyetinde olup, bunları bir kısım melekler-ümmül kitaptan telakki ederek uyuyanların ruhlarına ilham ederler. (Camiüssağir şerhleri)

Birinci ve ikinci kısım Rüyalar, birer Rüyayı batıldır. Bunlara lisan-ı dinde “hulüm” denir. Cem-i: Ahlaktır. Bunlar karmakarışık şeyler olduğundan “adgasi ahlam” da denir. Adgas, yaşı kurusuna karışmış ot demetleri demektir. Üçüncü kısım Rüyalara ise rüya tabirleri aleminde birer “Rüyayı Sadıka” denilir. Bu sadık Rüyalar, doğru sözlü, temiz yürekli nezih itikatlı kimselere alelekser nasip olur. Ve bu halde bunlara “Rüyayı Saliha” adı da verilir.

Resûl-i Ekrem aleyhisselatü vesselam Efendimize yirmi üç sene vahy-i İlâhi nazil olmuş ve bu vahiy ilk altı ay zarfında hikmeti Rüyayı Saliha suretiyle tecelli etmiştir, İşte bu itibar iledir ki, bu çeşit Rü­yalar birer hakikate tercüman olarak ilm-i nübüvvetin kırkaltı cüz’ün- den bir cüz sayılmıştır.

Rüya Nedir?

Rüya nedir? Nitekim bir hadis-i şerifte: (Er-Rüya-üssalihati cüz’ün min sitte- tin ve erbaine cüz’ünminen-nübüvveti) buyrulmuştur.

Rüyâlar, hükemaya göre de şu iki kısma ayrılmıştır:

Afaki, bir hadiseye delalet etmeyen, kuvve-i haya-liyenin bir ne­ticesi olan esassız Rüyâlardır. Bunlar ya insanın uyanıkken vukubulan kuruntularından neş’et eder veya insanın mizacındaki tahavvülattan ileri gelir. Nitekim insan, çok düşündüğü, çok özlediği bir dostunu daima Rüyâsında görmesi gibi, (susuzluktan dudakları kurumuş) bir hastada kendisini uykusunda çeşmeler, ırmaklar kenarında bulur. Bütün bu Rüyalar hayalet ve evhamdan ibarettir.

Evvelce vuku bulmuş veya gelecekte olabilecek âfâki bir hâdise­ye delalet eden Rüyalardır ki, o hadiseye bilâhere, uyanıklık halinde it- tila husule gelir. Acaba’ insan, kendisince henüz meçhul olan bir hadiseden böyle Rüya vasıtasıyla nasıl haberdar olabiliyor? Bu mesele, hakikat-ı insaniye ile alâkadardır. İnsanın hakikati yalnız şu beş hassadan ibaret değildir. Belki insan asıl “nefs-i natıka” denilen ulvi bir ruhtan ibarettir. Bu ruhun bütün server-i hadisatın mürtesim bulunduğu alem-i melekûta manevi bir ittisali vardır. Ruh, uyku halinde beden ile iştigalden azade kalınca bu melekût âlemine teveccüh eder, bir ayineye karşısındaki eşya mün’akis olduğu gibi ruha da melekût aleminde­ki hâdisat suretlerinden bazıları müntabi olur. Ruh böylece kendisine mün’akis olan sureti, hiss-i müştereke nakleder. Kuvve-i mütehavvile, bu sureti ya olduğu halde bırakır veya ona münasip veya zıd bir şekil verir. Binaenaleyh insan uykudan uyanınca o sureti ya olduğu gibi sa­rih bir halde mütehayyilenin verdiği şekilde veya bir nevi rümûzat ve işaret halinde tahattur eder. Ve böyle başka bir şekil alan Rüyalar tabi­re, neye delalet ettiğini tahmin ve tayine muhtaç olur.

İslami ve Dini Anlamı

Bu ikinci kısım Rüyalar, birer Rüyayı Saliha’dır. Bunlar birer idrakten ibarettir. Bu kabil Rüyaların sıhhati, birçok vukuat ile bedahet mertebesine varmıştır. Bunun vukuunu inkar etmek, insanın hakikatini adem-i takdirden neş’et eder. Üç misal:

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz eshab-ı kiramiyle beraber em­niyetler içinde Mescid-i Haram’a girdiğini mübarek Rüyasında görmüştü. Bu, sarih ve geleceğe ait bir rüyayı Saliha idi. Bir sene sonra umretülkaza vesilesiyle tamamen tahakkuk etmiştir.

Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm, onbir yıldızın ve güneş ile Ay’ın kendisine secde ettiğini Rüyasında görmüştü. Bu da geleceğe ait bir Rüyayı saliha idi. Fakat sarih değil, remz ve işaret halinde bir Rüya idi. Muaheren onbir kardeşiyle beraber baba ve anasının kendisine karşı secde-i şükranda bulunmaları suretiyle taayyün etmişti.

Nebiyi Zişan Efendimiz, bir gece kendi himayesin de bulunan Huzaa kabilesi hakkında bir Rüya görmüştü. Sabahleyin Hazret-i Aişe validemize Huzaa’nın bir hadise karşısında kaldığını haber verdi. Ara­dan birkaç saat geçmeden Huzaa kabilesi tarafından bir heyet gelerek Beni Bekir kabilesinin hücumuna uğramış olduklarını Resûl-i Ek­rem’e arz ettiler. İşte bu da, maziye ait ve çok sarih olan bir Rüyâyı sa­liha bulunmuştur. Velhasıl: Bu çeşit Rüyalar, Peygamberi Zişan hakkında birer vahyi İlahidir ki, birer fecr-i sadık gibi tahakkuk eder. S‘u- leha-yı ümmet hakkında ise ilhamat ve mübeşşirattan ma’duttur. Ni­tekim bir hadis-i şerifte: (Nübüvvet devresi nihayet buldu, yalnız müjdeleyici hadiseler kaldı ki, onlar da birer Rüyayı Saliha- doğru Rüyadan ibarettir) buyrulmuştur. Diğer bir hadis-i şerifte de: (Nübüvvet gitti, hitame erdi, artık benden sonra nübüvvet yoktur. Ancak mübeşşirat vardır ki, o da Rüyayı Salihadır. Bu Rüyayı ya bir insan kendi hakkında bizzat görür veya bu onun hakkında başkası tarafından görülür) buyurulmuştur.

Şunu da ilave edelim ki: Bir insan, gördüğü böyle bir Rüyayı, iktidar ve istidadı var ise kendisi tabir edebilir, başka bir kimseye tabir ettirecek ise o kimse sâlih, akıl, adavetten hâli, insanların ve zamanın ahvâline vâkıf, güzel niyete sahip olmalıdır. Çünkü Rüyâlar zamana ve şahıslara göre tebeddül eder ve Rüyâlar çok kere tâbir edildiği veçhile zuhura gelir. Bu cihetleri nazara almak lâzımdır. Nitekim bir hadis-i şerifte: (Rüyada istikrar yoktur. O tâbir edilmedikçe bir uçar ayak üstündedir. Fakat tâbir edilince zuhura gelir.) O halde Rüyayı öyle her kese söylememelidir. Onu ya dosta veya tabire vakıf sahibi bulunan bir zata anlatması gerekmektedir.

Rüya Yorumcusu
Rüya Yorumcusu
İmam Abdülgani Nablusi Hz. - İmamı Caferi-i Sağdık Hz. - İmamı gazali Hz. - İbn-i Sirin Hz.’nin Çok eski, Arapça ve Osmanlıca kitap ve eserlerinden büyük araştırmalar sonucu derlediğimiz, rüya yorumlarını ve İslami anlamlarını sizlere sunuyoruz.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.